hasan gören ile futbol sohbeti
Kahvelerde futbol maçı izleyenler bilir. O maçlar esnasında ne yorumlar ne analizler duydu bu benim kulaklar… MatchStudy’de bile bulamayacağınız maç analizlerini kahvelerde dinlemişimdir… Hangi futbolcunun ilk on birde oynaması gerektiği, hangi takım karşısında hangi oyun sistemiyle sahaya çıkılacağı, takımların transfer politikaları, transfer piyasasının son durumu hiçbir yerde bulamayacağınız yorumlarla kahvelerde konuşulur.

Zira bu ülkede iki şeyin nabzı kahvehanelerde atar. Biri siyaset diğeri futbol… Hasan Gören ağabey kızmasın ama öyle…

İşin latifesi bir tarafa ligler önümüzdeki hafta başlayacak. Futbol sohbetleri kaldığı yerden devam edecek… Tabii ki bu yazıda kahvelerdeki futbol muhabbetini değil, Türkiye’de spor dünyasında öncü bir isim olarak kabul edilen Hasan Gören ile gerçekleştirdiğim harika sohbeti aktaracağım sizlere… Dünyada istatistiksel maç analizi yapan yazılımların sayısı bir elin parmağını geçmezken, 2001’de geliştirdiği MatchStudy ile futbol dünyasında birçok ezberi bozdu Hasan Gören…

Son yıllarda televizyonlardaki futbol programlarında ya da teknik direktörlerin maç sonrası basın toplantılarında istatistiksel verilerle yapılan birçok yoruma, analize şahit oluyoruz. Futbolcunun oyunda kaç km koştuğu, topla kaç kez sahanın neresinde buluştuğu, kaç pas attığı, kaç şut çektiği gibi veriler göz önünde bulundurularak takımlarla ilgili değerlendirmeler yapılıyor artık… İşte Türkiye’de neredeyse bütün futbol kulüplerine bunun gibi istatistiksel maç analizi hizmeti veren Hasan Gören’in dünyada ise Kore’den Honduras’a kadar temas etmediği ülke yok… 2007-2011 arasında Köln Spor Akademisi için Bundesliga maçlarının analizlerini yapan Hasan Gören ve ekibinin 2010 Dünya Kupası sırasında ortaya koyduğu veriler Alman Ulusal Takımı tarafından kullanılmış. Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi analizleri ise son sürat devam ediyor…

Kendisini yakalamışken Ankara takımlarının durumunu da sordum. “Yaşamımın 17 yılını Ankara\'da geçirmiş biri olarak Ankara kulüpleriyle daha yakın temaslarda bulunmak isterdim ama teknik ekip konusunda süreklilik sağlayamamaları nedeniyle bir türlü yollarımız kesişemiyor” dedi.

Tevfik Lav döneminde Ankaragücü, Ersun Yanal döneminde Gençlerbirliği ile temasları olmuş. Ancak ilk çalıştığı Ankara takımı, 2004\'te lige çıktığında Ankara Büyükşehir Belediyespor olmuş. Son olarak da İsmail Kartal döneminde Ankaragücü\'yle çalışmışlar.  Ankara’da yarım kalan birçok projenin olduğunu da belirtti Hasan Gören…Buradan saygıdeğer yöneticilere seslenelim. Ankara’dan yolu geçen, Ankara’nın yetiştirdiği değerlere gerekli olanakları sağlarsak Başkent’in birçok alanda daha başarılı bir noktaya ulaşacağından kuşkum yok.

KORONANIN ARDINDAN FUTBOL

Korona sebebiyle verilen aranın ardından Türkiye’de ligler başlıyor... Peki, korona sonrası futbol dünyasını neler bekliyor? Hasan Gören, açıkçası büyük bir değişim beklemiyor. Endüstriyel futbol hegemonyasının sarsılmayacağı düşüncesinde… Ancak, “Bu söylediklerimden futbol endüstrisinin krizden etkilenmediği sonucu çıkarılamaz. Birkaç aylık gecikmeler bile bilançolara ciddi zarar olarak yansıyor. Bu zararın tüm diğer sektörlerde olduğu gibi bir şekilde tüketicinin sırtına bineceğini tahmin edebiliyorum. Belki koronadan sonra bir olumlu etki, aşırı şişen oyuncu maliyetlerinin dizginlenmesi olabilir” diye de ekliyor.

KULÜPLER ARASINDA GEÇİCİ BİR DENGE OLACAK

“Manchester City ya da PSG gibi kulüplerin neredeyse küçük devletlerin temel harcama kalemlerine denk gelen bütçelerle yönetilmesinin saha dışında ciddi adaletsizlikler yaratarak rekabete zarar verdiği ortada… Transfer kalemlerindeki daralma ister istemez takımlar arası dengelerin düzelmesine bir parça yardımcı olacaktır. Ancak kulüplerin çok büyük sermayedarlarla ilişkisi var olduğu sürece bu dengelerin bozulma eğilimi de yeniden güçlenir. Küçük bütçeli takımlar bu süreçten avantajlı çıksa da, bu durumun saha başarılarına yansımasının geçmişteki tek tük örneklerden daha fazla olacağını zannetmiyorum. Unutmamak gerekir ki sözünü ettiğimiz futbol endüstrisi de kapitalizmin özündeki sermaye hareketlerinin rekabetten tekelleşmeye giden yasalarına bağlıdır.”

ANADOLU KULÜPLERİ BU SÜREÇTEN KAZANÇLI ÇIKAR MI?

“Transfer bütçelerinin daralmasını düşününce akla hemen altyapıya yönelme geliyor. Ancak böyle bir yönelimin gerçekleşebilmesi için gereken önkoşulların Türk futbolunda bulunduğunu ne yazık ki düşünmüyorum. İrili ufaklı pek çok kulüp kısa vadeli başarılar ve çabuk kazanç peşinde koşanlar tarafından yönetiliyor. Altyapı yatırımları doğası gereği yıllar sonrasında meyve vereceği için, kulüplerin çoğunda küçük yaş grupları için takımlar, dostlar alışverişte görsün diye ya da hobi olarak var. Pek çoğu da gözünün önündeki yeteneği fark edemeyecek yetersizlikte kişilerin elinde… Bu sorunun çözümü için iş aklıyla futbol aklının uzun vadeli projeler hedefleyerek ve ortak fayda temelinde bir araya gelmesi zorunludur. Ancak bu da Türk futbolunun egemen yönetim anlayışının değişmesine bağlıdır.”

Kaynak: Hasan Gören ile futbol sohbeti - Salih Levent Uğurlu
Güzel bir yazı. Futbol kulüpleri doğru ve ekonomik transfer yapmak istiyorsa bu sistemi kullanabilirler. Ben hangi kulüp yöneticisi olsam Hasan Gören'le iletişime geçer ve çalışmak isterim.